Ah demokrasi! Nereye gittin?

Bir kaşık suda fırtına kopartmak buna denir!

104 Emekli Amiral'in bildirisi Türkiye'nin gündemini sarstı.

Montrö Boğazlar Antlaşması'nın, Lozan'ı tamamlayan bir diplomasi zaferi olduğunu belirten emekli amiraller, geçen hafta ortaya çıkan cübbeli ve takkeli tarikatçı amiral için de:

“TSK'yı ve Deniz Kuvvetleri'mizi, Atatürk'ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz” dediler.

Ancak… Emekli amirallerin bildirisinin iktidar tarafından bir fırsat olarak kullanılacağı ve mağduriyet yaratmaya çalışılacağı kesindi, nitekim öyle oldu!

İktidar ve yandaşları “Emekli amiraller darbe çağrışımı yaptı!” diye bağrışıyorlar.

★★★

10 amiral hakkında gözaltı kararı alındığını ve 4 amiralin de ifadeye çağrıldığını açıklayan Avukat Celâl Ülgen durumu şöyle özetledi:

“Bu son derece iyi niyetle yapılmış bir açıklamadır. Bundan darbe çağrısı çıkarmak ya da ‘darbe girişimi' demek hiç de iyi niyetli bir yaklaşım değildir.

Emekli amirallerin, bu duyuruyu hazırlarlarken örnek aldıkları, 136 emekli büyükelçinin yaptığı açıklamadır. Madem onlar böyle açıklama yapabiliyor, biz de yapabiliriz diyerek, iyi niyetle yapılmış bir duyurudur bu.

Metin, WhatsApp üzerinden yapılan görüşmelerle hazırlanmıştır. Bir araya dahi gelmemişlerdir. Bu nedenle, açılan soruşturma son derece yanlıştır!”

★★★

Meclis Başkanı düşüncesini açıklar “Cumhurbaşkanı Montrö Antlaşması'nı iptal edebilir!” der…

Ayasofya baş imamı düşüncesini açıklar ve Atatürk'e “Deccal” diyen Said-i Nursi'yi hararetle över, ona “Büyük İslam âlimi” der…

Eski milletvekilleri ve emekli büyükelçiler de görüşlerini açıklayabilir. Fakat…

Emekli 104 amiral düşüncelerini açıklayamazlar, öyle mi?

Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır?

Amiraller “Montrö'den vazgeçilemez. Marmara Denizi üzerinde mutlak egemenliğimizin kaybedilmesine yol açacak olan Kanal İstanbul'dan da vazgeçilmelidir” diye düşüncelerini açıklıyorlar!

★★★

Anayasa'nın 26'ncı maddesi:

“Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” diyor.

“Emekli amirallere Anayasa'nın bu maddesinden yararlanmak yasak mı edildi?” diye düşünüyor insan…

★★★

Bu ülkede yalnız emekli amiraller değil, tüm vatandaşlar yasal sınırlar içinde, hiç çekinmeden, korkusuzca düşüncelerini söyleyebilmeli!

Demokrasi bunu gerektirir. Aksini iddia etmek, ülkede demokrasinin, fikir ve düşünce özgürlüğünün olmadığının ilanı olur!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in bildiriyi imzalayan emekli amirallere “Zevzekler” demesini de şahsen ona yakıştıramadım.

Bildiriye karşı olmak ve amirallerin görüşünü eleştirmek yalnız Meral Akşener'in değil, herkesin hakkıdır. Fakat, ömürleri ülkeye hizmetle geçen bu kişileri “zevzekler” diye küçümsemek kimsenin hakkı değildir!

TEBESSÜM

Temel'in üzüntüsü!

Uzun süredir görüşemeyen Temel ile yakın arkadaşı Dursun yolda karşılaşırlar…

Dursun “Vay Temel'ciğim, nasılsın?” derken birden durur. Çünkü Temel'in yüzü asıktır. Suratından düşen bin parça sanki!

Dursun “Ne o, bir derdin mi var? Bir yakınını mı kaybettin?” diye sorar.

Temel “Hayır, baba olacağım da…” diye cevap verir.

“Baba mı olacaksın? O halde memnun olman, sevinmen gerekir yahu!”

“Evet ama bunu karıma nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum!”

GÜNÜN SÖZÜ

Bir somun ekmeğin varsa, umudun da var demektir!