Hayat kurtarmaya adanmış bir hayat!..

“Vazifemdir bayrağımı

Üstün tutmak her bayraktan.

Can veririm, kan dökerim

Vazgeçemem ben bu haktan.”

Dizeleriyle son bulan “Bayrağım” şiirini yazan…

Vefa Sultanisi'nde (Lisesi) okur ve tenis takımı kaptanlığını yaparken her şeyi bırakıp Çanakkale Savaşları'na koşan…

Köy Enstitüleri'ni kurarak eğitimde devrim gerçekleştiren…

Hz. Mevlana'nın fikirlerine büyük saygı duyan…

Debussy ve Wagner'i severek dinleyen…

Aklıyla Batı'da, gönlüyle Doğu'da yaşayan büyük düşünce adamı, Cumhuriyet tarihinin tartışmasız en başarılı Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in, fırsat eşitliği söz konusu olduğunda memleket evlatları arasında hiçbir ayrım yapmadığını, bu uğurda canı gibi sevdiği oğlunu bile tanımadığını belgeleyen şu çarpıcı anekdota bakar mısınız?

★★★

Bakanın oğlu Can ve arkadaşı Gazi Ankara Atatürk Lisesi'ni başarıyla bitirip, yurt dışında öğrenim yapmalarını sağlayacak devlet bursunu kazanırlar.

Ancak Bakan Yücel, yanlış anlamaya yol açmamak, “Torpille gittiler” dedirtmemek için her ikisine de bursu kullandırmaz.

Can İngiltere'ye, Gazi ise İsviçre'ye gider.

Kendi imkanlarıyla okurlar.

Biri büyük şair Can Yücel olur, diğeri ise tüm dünyada “Beynin Piri Reis”i olarak ünlenen, beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil…

★★★

Ülkemizin saygın bilim insanlarından Prof. Dr. Cengiz Kuday, Can Yücel'i sevgi, özlem ve rahmetle andıktan sonra sözü Gazi Yaşargil'e getirerek diyor ki;

“Doktorluk mesleğinde yavaşlama, bırakma diye bir durum yoktur. Bizlerin işi kalp kasının çalışmasına benzer. Ya hep çalışır ya da durur!.. Bunun en değerli örneği; 96 yaşında olmasına karşın, hâlâ çalışıp hayatlar kurtaran üretken ve öğretici Hocamız Prof. Dr. Gazi Yaşargil'dir. Her uluslararası kongrede binlerce bilim adamının önünde ve başımızda bir üretkenlik abidesi gibi durur. Hocamızın varlığı hepimize gurur verir…”

★★★

O Gazi Yaşargil ki, bir röportajında “Ne kadar sıklıkla tatil yaparsınız?” diye soran bir meslektaşımıza “Tatil yapmam, sürekli çalışırım. Uluslararası kongreler benim için tatil yerine geçer” demişti.

Bu çarpıcı cevapla, çalıştığı her günün bir veya birkaç kişinin hayatının kurtulması anlamına geldiğini belirtmişti.

Yani dünyadaki tüm meslektaşlarının önünde saygıyla eğildikleri Gazi Hoca, yaşlanmak için değil, hayat kurtarmak için yaşıyordu…

★★★

Prof. Kuday, onu anlatmaya şöyle devam ediyor:

“Hatırlatmak için söylüyorum; kendisi 1999'da Amerikan Beyin Cerrahları Kongresi'nde ‘Yüzyılın Doktoru' seçildi. Yüzlerce orijinal bilimsel yayını ve bir o kadar orijinal buluşlarıyla tıp tarihinde eşsiz bir yere sahip oldu. Bazı bilim (!) insanları kariyerleri boyunca bir tek uluslararası yayına imza atamazlarken, onun bilimsel makalelerinden 5 bini aşkın alıntı yapıldı…

2018'de son 2500 yılın tıp alanına katkıda bulunan en değerli 50 tıp mensubu seçildi. Aralarında sadece 2 Doğu kökenli bilim insanı bulunuyordu. Bunlardan biri İbni Sina, diğeri ise Gazi Yaşargil'di…

★★★

Amerika'da basılan bir kitabın kapağında bu büyük bilim insanı ‘Father of Modern Neurosurgeon- Modern Beyin Cerrahisinin Babası' tanımıyla yer aldı. Bazı eserleri Batı'da ‘Beyin Cerrahisinin Kutsal Kitabı' olarak adlandırıldı.

Daha ne yazsın?

Kısacık bir ömre daha neler sığdırsın?..”

★★★

Kuday Hoca, çok önemli bir hatırlatmada bulunmadan geçemiyor:

“Ömrünü bilime çok saygın bilim insanları için kendi ülkelerinde hatıra pulları çıkarılır. Bunun birçok örneğini gösterebilirim. Daha önce defalarca hocamız adına hatıra pulu çıkarılmasını önerdim ama maalesef dikkate alınmadı. Bu vesileyle bir kez daha hatırlatıyorum: Prof. Yaşargil'in adına hemen bir hatıra pulu çıkaralım…”

★★★

PTT”nin görevlerinden biri de hatıra pulu basmak.

Ama bu pul, yakınları ya da sevenlerince parası verilerek hatır olsun diye değil, ulusunun eşsiz isme duyduğu saygı ve vefayı göstermek, ayrıca bilim insanı olmayı düşünen gençlere rol model yaratmak amacıyla basılmalı!..

Üstelik hemen, nice sağlık dolu yıllar dilediğimiz, hepimizin gurur kaynağı abide isim yaşıyorken!..